Yunanistan adacık krizinde yalan mı söyledi?

Suriyeli ve Filistinlilerden oluşan 38 kişilik sığınmacı grubunun Türk-Yunan sınırındaki Meriç nehrinde bir adacıkta haftalar süren yaşam mücadelesi 15 Ağustos 2022’de Yunan makamlarının tahliye operasyonuyla sona erdi.

Aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu grup, iltica başvurusu yapabilme umuduyla çıktığı yolda Türk-Yunan sınırındaki isimsiz adacıkta mahsur kalmıştı. Adacık Yunanistan’ın Kissari köyü yakınında, sivillerin girmesinin yasak olduğu askeri bölgede yer alıyordu. Sığınmacılar cep telefonundan attıkları konum ve görüntülü mesajlarla gazeteciler ve uluslararası yardım kuruluşlarına ulaşmayı başardılar ve yardım çağrıları böylece uluslararası kamuoyunda ses bulabildi.

Ancak bu süreçte yaşananlar, Ege’de geri itme uygulamaları nedeniyle mercek altında bulunan Yunanistan’ı daha da zora sokacak soru işaretlerini içinde barındırıyor. Sığınmacılara yardımcı olmak isteyenler, kendilerine ulaştırılan GPS konumlarını, fotoğraf ve mesajları Yunan polisine bildirdi. Ancak Yunan makamlarından yapılan açıklamalarda “incelemelerin tüm teknik imkânlar kullanılarak sürdürüldüğü, buna rağmen grubun yerinin bulunamadığı” belirtildi.

Yunan Kamu Düzeni Bakanı Takis Teodorikakos, 30 Ağustos 2022’de parlamentoda yaptığı konuşmada Meriç’teki sığınmacıların aranmasında gözetleme sisteminin devreye sokulduğunu, adada insan bulunduğuna dair veriler elde edilemediğini söyledi.

Bu sırada gerek Yunan gerekse uluslararası haber kuruluşları, gruptan Suriyeli bir kız çocuğunun akrep sokması sonucu hayatını kaybettiğini bildirdi. Yunan hükümet yetkilileri bu haberlere mesafeli durdu, Yunanistan’ın bu konuya Avrupa hukuku ve uluslararası hukukla uyumlu bir şekilde eğildiği yönünde demeçler verildi.

“Türkiye tarafında” iddiası

Yunan yetkililer, sığınmacıların yerini bulamadıkları iddiasının ardından sığınmacıların Türk topraklarında bulunduğunu ve Türk makamlarının durumdan haberdar edildiğini açıkladı. Gerçekte ise sığınmacılar Temmuz ayından beri adacıktaydı. Sığınmacıların avukatları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurarak Yunanistan’ın acilen kurtarma operasyonu başlatmasını sağlamak üzere ihtiyati tedbir kararı çıkarttı. Ancak Yunanistan, yerli ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının tüm taleplerine rağmen ilk etapta bu karara uymadı.

Uluslararası hukuk uzmanı Omer Shatz, insan hayatının tehlikede olduğu ve bir devletin bunu bildiği bir durumda o devletin yardım etme yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatıyor. Shatz, “Sığınmacı grubu Türk tarafında olsa bile Yunan makamları grubu kameralar ya da başka teknolojilerle izleyebiliyor durumdaysa çocukların hayatlarını kurtarmak, diğer kişilerin güvenliğini sağlamak üzere gerekli adımları atmakla yükümlüdür” diyor.

İki kilometre uzaklıktaki gözetleme kulesi

Sığınmacı grubunun attığı GPS konumundan sadece iki kilometre uzaklıkta, ay çiçeği ve buğday tarlalarının arasında yükselen bir tepe göze çarpıyor. Tepede bulunan kulede radar, termal sensör ve kameralar bulunuyor. Bu kulenin, kısa süre önce genişletilen gözetleme sisteminin bir parçası olduğu anlaşılıyor.


Fotoğraf: Aggelos Tsatis

Yunanistan son yıllarda düzensiz göçü durdurmak amacıyla sınırlarının gözetimi için insansız hava araçları, sensör ve kameralar gibi modern teknolojilere milyonlarca euroluk yatırım yaptı. Mevcut Otomatik Sınır Gözetleme Sistemi (ABSS), AB’nin mali desteğiyle genişletildi, Meriç bölgesindeki sistemin geliştirilmesi için ek 15 milyon euro kaynak ayrıldı. Meriç’teki gözetleme sistemindeki modernizasyon önlemlerinin yüzde 75’i AB’nin iç güvenlik alanındaki fonlarından finanse edildi.

Yunan makamları sığınmacıların yerini biliyor muydu?

DW’nin bağımsız araştırmacıların katkılarıyla yaptığı araştırma, adacıktaki sığınmacıların yeni geliştirilen gözetleme sistemiyle çok daha önceden kurtarılabileceği yönünde güçlü bulgular ortaya koyuyor. Bu sonuç, Yunan polisinin bu ve bölgedeki diğer başka kurtarma operasyonlarıyla ilgili açıklamalarına gölge düşürür nitelikte.

Kendisi de Meriç bölgesinde doğup büyüyen, bölgeyi yakından tanıyan iltica politikaları uzmanı Lena Karamanidu, Meriç’teki son olay ve diğer olaylarda Yunan polisi ve hükümetinin sığınmacıların yerinin saptanamadığı şeklindeki açıklamalarını saçma bulduğunu söylüyor. Sınır gözetleme sistemine bağlı kulelerle ilgili aylarca süren araştırmalar yapan Karamanidu, Meriç bölgesinde sığınmacılara yönelik insan hakları ihlalleri konusunda çeşitli çalışmalarda da yer alan bir isim.

Karamanidu, kartografik çalışmalarının bir parçası olarak bölgenin çeşitli zamanlarda çekilmiş uydu görüntülerini karşılaştırarak saha çalışmalarıyla ve Yunan medyasında yayımlanan fotoğrafları kullanarak gözetleme kulelerinin yerlerini saptamış.

DW ekibi de Meriç bölgesinde bu yıl Nisan-Temmuz aylarında yürüttüğü saha çalışmalarında uydu görüntüleri ile Yunan ve AB resmi belgelerini inceleyerek çeşitli gözetleme kulelerinin yerini tespit etti.

Tespit edilen kulelerden biriyle adacık arasındaki mesafe, kot farkı ve gözetlemede kullanılan teknolojiyle ilgili resmi veriler hesaba katıldığında sistemin sığınmacıları tespit etmesi gerektiği anlaşılıyor.

Sınır gözetleme sisteminin kurulmasıyla görevlendirilen özel Yunan şirketi Space Hellas S.A, Yunan polisine teslim edilen sistemin teknolojik olarak polis belgeleri ve medyada çıkan haberlerle örtüşüp örtüşmediğiyle ilgili sorumuza “verilerin gizliliği” gerekçesiyle yanıt vermedi.


Fotoğraf: Giannis Papanikos/AP/picture alliance

Gerçek zamanlı veri aktarımı

Yunan medyası 2021 sonbaharında sınır gözetleme sisteminin tamamlandığına dair haberler yayımlamış, Meriç sınırının tamamen kapatıldığı, yeni sistemin Türk sınırından birkaç kilometre ötesine kadar her tür hareketi saptayabildiği gibi özelliklerini müjde havasında vermişti. DW’nin incelediği polis belgeleri de benzer veriler içeriyor.

Polis belgelerinde de genişletilmiş gözetleme sisteminin Yunan makamlarına, tüm nehir sınırı boyunca gerçek zamanlı veri aktarımına imkan tanıdığı belirtiliyor. Gözetleme kulelerinden gelen, aralarında video ve radar görüntülerinin de olduğu veriler yerel ve bölgesel gözetim merkezlerinin ekranlarına aktarılıyor ve bu merkezlerdeki görevliler tarafından her an görülebiliyor. Bilgiler buradan, Avrupa Sınır Gözetleme Sisteminin (EUROSUR) bir parçası olan Atina’daki Ulusal Koordinasyon Merkezine aktarılıyor.

“Yeni teknolojiler Meriç’te test ediliyor” uyarısı

Kanada’daki York Üniversitesine bağlı Refugee Law Lab Direktör Yardımcısı Petra Molnar, Meriç bölgesinin, yeni sınır koruma teknolojilerinin test edildiği en riskli ve en az kontrol edilen bölgelerden biri olduğuna işaret ediyor. Molnar, uzun menzilli akustik cihazlar (LRAD), havadan gözetleme, elektronik yüksek güvenlik duvarları gibi teknolojilerin sığınmacılar üzerinde denendiğini, bu nedenle Türk-Yunan sınırının sığınmacılar için daha da tehlikeli bir hal aldığını belirtiyor.

Bu yılın Mart ayından bu yana AİHM, Yunanistan’ı Meriç’te zor durumdaki sığınmacıları kurtarmaya çağıran en az 17 ihtiyati tedbir kararı aldı. Yunan polisi bu kararların yarısından çoğuna uymadı. Bazı vakalarda sığınmacılar, zorla Türkiye’ye gönderildiklerini iddia etti.

Lydia Emmanouilidou, Florian Schmitz